TR EN
BLOG // RİSK DEĞERLENDİRMESİ AMAÇ mı ARAÇ mı?
RİSK DEĞERLENDİRMESİ AMAÇ mı ARAÇ mı?

İş güvenliği nedir sorusunun bir çok yanıtı olabilir. Ancak biz bu soruya şöyle yanıt veriyoruz. “İşin yapım sürecinde insanı bedenen veya ruhen hemen veya sonradan olumsuz olarak etkileyecek durumlara hazırlıklı olma hali”. O halde bir hazırlık durumu söz konusu.

 

Bu hazırlık için iş'ten kaynaklanacak tehlikeleri anlamak, tanımlamak birincil görev. Tehlikeleri tanımlamak için işin, detaylarına indirgenmesi gerekecek. Bunlar nedir?

 

Tüm bu sorular ve yanıtları bize işi, işin detaylarını ve olası tehlikeleri anlatacaktır.

 

Tehlikeleri bilmek yetmez. Bu tehlikelerin gerçekleşme olasılığı ve gerçekleşse ne olur (etki) sorusunun yanıtı bize tehlikenin ciddiyetini yani riski belirtecektir. Riski belirlemek yani işin ciddiyetini kavramak bizi nereye taşır?

Riski belirlemek yani işin ciddiyetini kavramak bizi önlem almaya ve önlemin seviyesini belirlemeye iter.

Önlem'in sürdürülebilirliği, ektinliği veya doğruluğu gibi yani hangi durumlarda önlem başarısız olur sorusunun yanıtnı bulmak da planlama sürecinde önemli bir aşama.

 

İş güvenliğinde işi analiz ettik, tehlikeleri tanımladık, riski değerlendirdik ve işin ciddiyetini kavradık ve önlemleri aldık ise iş bittimi hemen hemen. Buna birde önlemin yolda kalmaması için önlemli başarısız kılacak olayları değerledirmemiz eklenince iş bitti.

 

Tüm bu iş buraya kadar iken İş güvenliği uzmanları, işverenler, uygulayıcılar ve hatta yasa koyucu ve denetleyiciler buraya kadar olan işin sahada bir sihir yaratacağını ve günde 4 kişinin ölümüne engel olacağını düşünmekteler. Oysa günde 2003 yılında 4857 Sayılı İş Kanunu ile risk değerlendirmesi kavramı vardı ve günde 3 kişi ölüyordu. 6331 sayılı yasa ile daha da güçlenen risk değerlendirmesi süreci ne yazık ki sürece bir katkı koymadı ve günde ölen sayısı 4 kişiye çıktı. Ülkemizdeki kalkınma modelinin insana daha çok tüketmek uğruna daha çok ölüm dışında vaadi yoktu ve gerçekleşen de bunu kanıtladı.

 

O halde bu risk değerlendirmesinin, yani tehlike tanımlaması, risk değerlendirmesi ve önlem alma işinin sahaya indirgenme sorunu olduğunu bilmek lazım. Kim bilir bunu? Bunu sahada olan bizler biliyoruz. Bu işten somut bir çıktı bekleyen bizler biliyoruz.

 

Sahaya indirgeme işinde en önemli aracımız eğitim. Eğitimi ne üzerinden yapacağız. Risk değerlendirmesi olmaz çünkü formatı uygun değil.

 

Bu durumda yine 6331 sayılı İSG Kanununa bağlı olarak çıkmış olan İSG Kurulları Hakkında Yönetmelik'te belirtilen İç Yönerge veya diğer bir söyleyiş ile el kitabı bizim işimize yarayabilir. Buna benzer bir uygulama yapı işlerinde Sağlık Güvenlik Planı olabilir.

 

Yönerge, el kitabı veya Sağlık Güvenlik Planı ile sistemin kurallarının yazılı hale getirilmesi tek başına yetmeyebilir. Neden? Çünkü sistem büyük ise kurallar bir kitaba sığmaz veya kitap çok büyük olabilir. Bu durumda ilave prosedür, talimat, kontrol listesi veya formlar ile sistemi tam bir mimari yapı içinde inşa etmek mümkün olacaktır.

 

Risk Değerlendirmeleri ise sistemi bilgi birikim olarak besleyen, düşünmemizi kolaylaştıran ARAÇ'lar olarak hak ettiği yeri alacaktır. Bakanlığımız bu duruma memnun kalacak ve risk değerlendirmelerini sahada görünce rahatlayacaktır. Biz de risk değerlendirmeleri ile beslediğimiz sistem aracılığı ile sahayı daha rahat yönetebileceğiz.

 

Sonuç olarak, risk değerlendirmesi bir sistemi beslediği sürece doğru bir uygulamadır ve amaca çok iyi hizmet eder.

 

Son olarak sahadaki uygunsuzlukların bu sistemden adreslenmesinin sistemi sulayıp yaşatan tek uygulama olduğunu unutmayalım. Eğer uygunsuzluk ilgili kanun, yönetmelik, tebliğ veya standartta tanımlanmamış ise ve sistemde veya sistemden adreslenen prosedürlerde belirlenmemiş ise o durumda uygunsuzluk sistemin uygunsuzluğu olarak tanımlanabilir. Bunu bir örnek ile açıklarsak; hazırladığı koğuşlarda kişi başı 5 m3 hava öngören alt yükleniciye bunun uygunsuz olduğunu ve normal olarak 12 m3 olacağını söyleyemeyiz. O halde bu değeri İç Yönerge, el kitabı veya Sağlık Güvenlik Planı aracılığı ile sisteme katarak uygulanması zorunlu bir hale getiririz. Bunu sağladıktan sonra da uygunsuzluğu burdan adresleyebiliriz.

 

Risk değerlendirmesi bizim sisteminin hava almasını sağlayan pulluklar gibidir. Sistem risk değerlendirmesinden hava alacak bizde sistemden besleneceğiz. 

Abdullah ANAR