TR EN
BLOG // İŞ GÜVENLİĞİ BİR MASAL MI?
İŞ GÜVENLİĞİ BİR MASAL MI?

Söz konusu insan hayatı olunca masal bile olsa inanmak ister insan. Ancak bu inancın sarsılma noktalarını adım adım irdeleyelim. İrdelemekte ki amacımız hiçbir tarafı eleştirmek değil. İnanmak istediğimiz bu masalda masal kahramanları olmaları için onlara belki de net göremediklerini göstermek.

 

İş Sağlığı ve Güvenliğinin özünde insan var. Çalışan insan, çalıştıran insan, işveren insan ve tüm insanlara sağlık konusunda yardımcı olan insan, güvenlik konusunda yardımcı olan insan.

 

Biz bu insanlardan İş Güvenliği Uzmanı'na bir bakış atacağız. Kimdir iş güvenliği uzmanı? Sermayesi nedir veya hangi dinamikler üzerinde ayakta durur ve sahada iş güvenliğine fazlaca inanmayan, iş güvenliği uzmanlığını bir gereksizlik gören çalışanın karşısına neden çıkar?

 

Hangi dinamikler ile işverene yararlı olduğunu ispat eder ve bazen ona rağmen, ondan geçimini sağlamasına rağmen iş güvenliğini inşa etmeye çalışır.

 

Hangi dinamikler ile işi bilen ve yıllardır yapan formen ve mühendisin karşısına işini düzgün yapamadığını söyleyerek çatışmaya çalışır.

 

Ben bu dinamikleri 4 ana kısımda topluyorum. Bunlar;

  1. Yasal Destek
  2. İşveren Desteği
  3. Üretici Desteği
  4. Bilgi Birikim

 

Şüphesiz bunlar artırılabilir. Yeni dinamiklerden söz edilebilir. Ancak şimdilik bunları irdeleyerek konuyu açalım.

 

Yasal Destek

Yasal desteği neden birinci sıraya koyuyoruz. Çok açık. Özellikle Türkiye'de uzmanların sahada olmasını sağlayan asıl neden 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve buna bağlı yönetmeliklerdir. 6331 sayılı İSG kanunu 2012 yılının Haziran ayında yayınlanmasına kadar sahada İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi bulundurma zorunluluğu yok muydu? Elbette vardı. Ancak 6331 Sayılı İSG Kanunu bu zorunluluğu cezaları artırarak daha çok hissettirdi.

 

6331 Sayılı İSG Kanunu tüm İş Sağlığı ve Güvenliği çalışanlarına yeni bir heyecan oldu. Cezaların artık bir defaya değil geçmişe yönelik de verilebileceği, eğitim vermeme cezası gibi cezaların kişi başı verilecek olması ve rakamların yılları içinde az da olsa artışı yasanın ciddiyeti artırdı.

 

Sonra ne oldu? Önce yürürlük tarihleri esnedi. Sonra kanun ile çelişen yönetmelikler yayınlandı. İptal edildi. Tekrar yayınlandı. Olmadı. Şipşak uzmanlar ile hesap edilmemiş uzman-işyeri eşleşmesi düzeltilmeye çalışıldı.

 

Yönetmelikler süresi geçmiş standartların ismi ile çıktı. Elle kaldırma ve taşıma yönetmeliği gibi yönetmelikler saha dinamiği olmaktan çok uzak olarak yayınlandı. Hiçbir şey anlatmadı uzmana. Bazı yönetmelikler standart önermedi. Standardı uygulamanın bir yönetmelik gereği olduğu unutuldu.

 

OSGB diye bir kavram, icadına çok uzak bir noktaya taşındı ve sahada çalışanı koruması gereken uzmanın sömürüldüğü temel alanlar olmaya başladılar. Bu ise ayrı bir yazı konusu.

 

İyi şeyler olmadı mı? Oldu. Çadır yangını ve 11 insanın ölümü unutulmadı. Bina Eklentileri Yönetmeliği buna değindi ve konaklama mekanı olarak çadır yasaklandı. Yüksekte çalışma ile ilgili somut şeyler söylendi.

 

Sonuç olarak çalışanın sahada olabilmesinin en temel dayanağı yasal alt yapı idi. Öyle de oldu. Sahaya İş Güvenliği Uzmanı, İşyeri hekimi çıktı. Ancak bir şeyler yaptırabilmenin koşulu yasal gerekliliklerin, kodların tutarlı olması, açıklayıcı olması ve özellikle bakanlığın arkasında durması. Bu konuda yaşanan eksikler çalışan dinamiklerinden birini yok ediyor ve çalışan sahaya 4 ayak yerine 3 ayak çıkmak zorunda kalıyor.

İşveren Desteği

İşveren, maaşı ödeyen, uzmana veya uzmanın çalıştığı OSGB'ye kal veya git diyebilen, asıl odağı işi yapmak ve para kazanmak olan bir kişi veya organizasyon.

O halde çalışan sahada işverenin kararlılığı ölçüsünde olabilecektir.

İşvereni motive edenin yasal gereklilik olduğunu not edersek ilk dinamiğimiz olan yasal desteğin bu dinamiğinde belirleyeni olduğu çok net.

O halde sahada işverenin kararlılığı yasal desteğin kararlılığı ile doğru orantılı.

İşveren kim? İşveren iş yeri organizasyonunun ortakları veya sahipleri olduğu kadar işveren adına hareket eden ve işyerinin yürütümünü sağlayan tüm taraflar da işverendir. 4857 Sayılı İş Kanununun 2. Maddesi işin yürütümünün tamamını veya bir kısmını işveren adına yönetenleri işveren vekili kabul eder. 6331 Sayılı İSG kanunu ise bu kanunun yürütümü açısından tüm işveren vekillerini işveren olarak kabul eder.

Bu durumun tüm işveren vekilleri farkında değildir. Yargı sistemi de farkına varmalarını sağlamaktan uzak olunca bu sözlerde yasal yaptırımın işveren üzerindeki etkisini sınırlar. Sahadaki iş güvenliği uzmanına olacak yasal destekte bu suretle azalmış olur.

Yine de kararlı işverenler, insan odaklı işverenler ve işveren vekilleri ile iş güvenliği uzmanı sahada güçlenirken bunun tersi durumlarda iş güvenliği uzmanı sahada sadece bir beden olarak var oldu. Bir de tabi yasal Doküman hazırlayıcısı.

İşveren desteğinin sadece ekonomik destek olmadığını da belirteyim. İşverenin tüm kaynakları sağlama sorumluluğu, gereken araçları sağlama sorumluluğu kadar çalışanına değer verme ve çalışanının çalışma koşullarını, yeme içme, dinlenme koşullarını iyi tutması da yine sahada iş güvenliği uzmanının varlığını güçlendiren bir dinamiktir.

Bilgi Birikim Desteği

İş güvenliği uzmanı kimdir ve bilgi birikimi nereden gelir? Bakanlığın kısa bir süreçte yetkilendirdiği ve yargının bir kusurunda kapmaya hazır beklediği uzmanın bir de bilgi birikimini sorgulayalım.

Sahada var olmamızı güçlendiren bir diğer dinamik bilgi birikimimiz. Sıkıntılar ve handikaplar nelerdir?

1.Bilgi birikimin birinci handikapı veya birinci zorluğu neyi bilmemiz gerektiği ile ilgili net bir açılım olmaması.

2.Diğer bir sıkıntı ise kimlerin hangi alt yapı ile iş güvenliği uzmanı olması gerektiğinin belli olmaması ve bakanlığın her gün yeni bir disipline bu hakkı vermesi,

3.Bunların ötesinde dün bilgi birikimi tamamen farklı bir alanda olan kişinin 1-2 ay içinde iş güvenliği eğitimleri  ve 2 sınav ile üst seviyede yetkilendirerek uzman olarak lanse edilmesi.

Bunların yanı yerli kaynakların azlığı, Türk Standartlarının dahi ingilizce olması nedeni ile büyüyememesi ve tüm bunların ötesinde üst desteklerin eksikliklerde çok da bilgi birikimine gereksinim olmaması, bilgi birikiminin büyümesine, ilerlemesine büyük engel oluşturduğu nettir.

Peki ne yapılabilir? Türk Standartları Enstitüsü adını unutmaz ve standartları Türkçe'ye yani Türkiye'de konuşulan dile çevirir. Standartları NFPA'in yaptığı gibi ücretsiz okunabilir halde sunar ve tüm uzmanlar bundan yararlanarak uygulamalarını geliştirir.

Bakanlık yasal eksiklerini giderir ve yayınlarını artırır. Artık sadece ILO'nun kaç senesinde kurulduğu ile değil gürültü maruziyetinin nasıl hesaplandığı ile uzmanlarını sınar.

Bakanlık desteği ile piyasada çalışan uzmanlar ile oluşturulacak çalışma grupları yeni yayınlar oluşturabilir. Bilgi birikimlerini paylaşarak yeni açılımlar yapabilir.

Üretici Desteği

İş Güvenliği uzmanları sahada kullanılan malzeme ve ekipmanın güvenliği konusunda tek başvuru kaynakları bilindiği üzere üretici rehberleridir.

Bu rehberler kimyasallar için Malzeme Güvenlik Bilgi Formu, ekipmanlar için kullanım kılavuzudur. Malzeme ve ekipman çeşitliliğindeki sonsuz seçenekler düşünüldüğünde, iş güvenliği uzmanının tüm bunları bilmesi ve doğru kullanıldığından ve uygulandığından emin olması söz konusu olamaz.

O halde başvuru kaynağı üreticidir.

Peki üreticinin bu dokümanı doğru ürettiğinden nasıl emin olacağız. Örnek olarak bir malzeme güvenlik bilgi formunun olması gerektiği gibi veya tüm tehlike ve riskleri yönettiğini nerden bileceğiz. Bir denetim veya kılavuz dokümanın kontrolü söz konusu değil ise bizim de doğru dokümandan olduğunu iddia etmemiz söz konusu olamaz.

Amerika'nın OSHA ve CSB (Chemical Safety Board) veya İngiltere'nin HSE (Health and Safety Executive) departmanları bile malzeme güvenlik bilgi formlarının yetersizliğini kaza sonrası kök neden analizi çalışmalarında görüyorlar ise bizim için kat edilecek çok uzun mesafeler var demektir.

O halde üretici desteği bir dinamik olarak sahada var olmamızı sağlasa dahi Türkiye gerçeği burda da uzmanın bu dinamik veya destekten tam olarak yararlanamamasını sağlıyor.

Yine de iyi firmalar bazen bir merdiven firması, bazen bir vinç firması veya uluslararası kimya firmalarının Türkiye şubeleri iyi dokümanlar ile uzmanların desteği olmaktadır. Ancak yine bakanlık desteği ile bu yetersizliklerin de araştırılması ve bir an önce çözülmesi için çalışma grupları kurulmalıdır.

Sonuç

Sonuç olarak yasal destek, İş Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü gibi ancak tabi ki daha yeni ve daha net kodlar ile artırılabilir. Eksik ifadeler ortadan kaldırılır ve atıfta bulunan standartlar Türkçe olarak yayınlanır ise uzman için yasal destek tutarlı hale gelir. Yasal gereklilik uzmana değil işverene de denetimler ile hissettirilir ise uzman artık işverenden de gereken desteği kolayca görecektir.

Bilgi birikim için şüphesiz uzmanın da rahat durmaması ve tüm dünyadan gelen bilgileri derlemesi gerekir. Ancak bu bilgilerin ağırlıklı olarak ingilizce olmasının uzmanı engellediğini de bilmek gerekir.

Üretici dokümanlarının risk değerlendirmelerinde kullanılması, denetimlerde sorulması ve eksikliklerinin bir çalışma grubu ile tespiti ile bu alanda da eksikleri tamamlanabilir ve uzmanlar ve uygulayıcılar sahada doğru dokümanlar ile çalışma şansı yakalayabilir.

İş Güvenliği Uzmanı nasıl olunur ‘un bir yanıtını da irdelemeye çalıştık. Sahada bir hiç ile ‘süpermen’ arasında olması istenen uzman artık bir insan olduğu gerçeği ile daha iyi anlaşılmalı ve eksik destek noktaları uzman çökmeden tamamlanmalıdır. İş güvenliği uzmanı çöker ise çöken sadece uzman değil bakanlığın iş güvenliği sistemi olacaktır.

Heyecanımızın 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu ile arttığı şu günlerde heyecanı düşürmemek ve heyecanı ve inancı masala dönüştürmemek için tüm tarafların bir şeyler yapmasında yarar var.

Yoksa sahada çalışan eğitimleri çalışanlara bakanlıktan masallara dönüşür ki hiç kimse bunu istemez.

Abdullah Anar